“bir şiir bir şiire gel beraber masal okuyalım” demiş…/
Bu bir şehir değil ;
Bu bir lacivert.
Tamam;
mavi ve altın sarısı diye geliyorlar,
Oysa en çok ışıktan görünmeyen yıldızlara varıyorlar.
Sonra ardı ardına yanıyorlar
Lacivertine susamışlar ama farkında değil çoğu.
Tonunu bile bilmiyorlar, en beteri bu.
Öyleyse bu bir koyu lacivert.
Bir ağaç var, lacivertin dağlarında
O bir zeytin değil;
O bir şarkı.
Çok korna sesi, ambulans sireni var
Küfür var, cıstak var, varoğlu var.
Duyamıyorlar.
Oysa o şarkı sessizlikte yüzyıllardır çalar
Frekansına sağırlar ki
hiç duymamışlar.
Öyleyse o,
kadim bir şarkı.
Bir kuş var şarkının dallarında
O bir kuş değil,
Bir huzur savaşçısı
Elinde bir ince rüzgar ile
Uçuması lazım da görgüsüzlük fişekleri ah
Yaralanıyor her gece
Laciverte bulanmış göremiyorlar
Oysa eskiden uçardı
Tatlı tatlı dağdan denize
Akıllanmıyor da ah
Coğrafyasını terketmeyesice..
Öyleyse o,
inatçı bir huzur avcısı.
Bir koku var kuşun burnunda
Işler burda karışıyor evet
/Ne dedim “masal” dedim/
Neyse
O da bir koku değil aslında
O bir dalga.
İşi gücü sabah akşam kumsalı maviye boyuyormuş gibi yapmakla.
Takipçisi çok;
Düzenli olarak,
bu kumsal niye sarı diye şaşırıyorlar.
Kumsalın işi de altın sarısı kalmak
bilmiyorlar.
Öyleyse o; üzgün bir dalga
Ama lacivetteyse kumsal ne yapsın.
Bilmemek ayıp değil
Bir bilene sormamak kayıp.
Anlamıyorlar.
Lacivertte sabaha kadar sirenler çalıyor,
Dolayısıyla bu karmaşada
Dalgalar ağlıyor
Şarkılar bitkin
Ve
Aradığınız renge bir türlü ulaşılamıyor.
14/09/2021
Bodrum “siren siren olalı böyle zulüm görmedi”
No responses yet